25.06.2010 / Şükürler olsun ki seyahatimizin 10. gününü de sorunsuz, selametle tamamladık. Daha yolculuğumuz başlamadan evvel sıkı bir tempo tutturmamız gerektiğini, hergün ortalama 500 km yol yapmak zorunda olduğumuzu, bu seyahatin aslında bir maraton olduğunu çeşitli vesilelerle söylemiştim. Aynen dediğim gibi sürüyor. Bu kadar tempolu bir seyahat için endişelerim vardı. En başta Selcan dayanabilecek miydi? Bundan daha önemlisi Dr. Emin ile daha önce seyahat etmiştim ama bu kadar uzun bir gezi yapmamıştım, O ve eşi Aslı bana ayak uydurabilecek miydi? Her akşam bir yere vardığımızda, her sabah yeni bir güne başladığımızda aklımı bu sorular kemirip duruyordu. Ne yalan söyleyeyim ben kafama koymuştum bir kere, yolda arıza yapan olursa merkez bir yerden biner uçağa döner İstanbul'a diye düşünüyordum. Şimdi tahtaya vurup, dilimi ısırıyorum ve diyorum ki; Allah nazardan esirgesin gayet iyi geliyoruz. Bugün zor bir gün daha yaşadık. Dün akşam Mo İ Rana'da çok güzel bir hava vardı. Bir ara otelden dışarıya üzerimize bir şey almadan çıkabildik. Bu sabah keza öyle süper bir hava vardı, ısı 17 dereceyi gösteriyor, güneş iyice ısıtıyordu. Hızlı bir kahvaltı ettikten sonra çantalarımızı yükledik ve zaman kaybetmeden Trondheim yoluna koyulduk. Acelemiz yoktu ama GARMİN 494 km yolumuzun olduğunu söylüyordu. Bir saat kadar bu nefis havada yol aldık. Önümüzde kara bulutlar oluşmaya başladığında moralimizi bozmamaya gayret ettik. Yağmur bira atıştırdı, yağmurluklarımızı bile giymeden devam ettik, ŞİMDİ GEÇER dedik. Geçti de, ama ne kadar? Bir yarım saat kadar, sonrasında bir boşaldı, pir boşaldı. Sanırsınız ki dört mevsimin yağmuru tek sefere sıkıştı. Neyse durduk, yağmurlukları giydik ve yola devam ettik. Ancak yağmurla beraber yüksek kesimlerde sis de oluşunca görüş mesafesi 3 - 5 metreye kadar düştü. Tabii süratimiz de iyice azaldı. Yavaşladıkça yolculuk uzuyor ve sıkılmaya başlıyorsunuz ama rotadan sapmak yok, yola devam. Neyse kazasız belasız Trondheim'e ulaştık. Burası belki de Oslo'dan sonra en büyük şehir. İnanmayacaksınız ama çevre yolu bile var. Şehrin içinde hiç abartmıyorum her 50 metrede bir trafik ışığı var, bir yakalandınız mı yandınız. Neyse, kalmak için bir otel seçtik ve hedefe vardık. O da ne? Ne bu otelde, ne de şehirde başka bir otelde yer yok. Yarın bu yörenin en önemli bisiklet turu varmış, Avrupa'nın her yerinden bisikletçiler akın etmiş yer bulunmuyor. Neyse bir receptiondan yardım alarak merkeze 10 km mesafede orta halli bir otel bulduk ve şimdi Quality Panaroma Hotell'deyiz. Programa göre yarın sabah erkenden hareket edip, yine 500 km yol alıp, 12.00 gibi Oslo'ya varıp, 20 saatlik Oslo - Kiel gemi yolculuğunu yakalamak vardı. Benim için hala bu istek geçerli ama genele uyarak sabah rahat kalkacağız ve gemiye binmeyi 27 Haziran Pazar gününe erteleyeceğiz. Ben de bunu fırsat bilerek belki motorumun periyodik bakımını yaptıracak bir yer bulurum diye düşünüyorum.
Yolda gelirken ne düşündüm biliyor musunuz? Bir ülke bu kadar mı yeşil, bu kadar mı intizamlı olabilir. Allah sizi inandırsın tüm şehirler arası yollar sanki peyzaj mimarlarının ellerinden çıkmış, hatta ödüllü bir yarışma sonrasında bu hale gelmiş. Sanırsınız ki ilahi bir el veya sihirli bir dokunuş yol boyu çimleri biçiyor, ağaçları buduyor, çiçekleri şekillendiriyor. Bir de sular, her biri ayrı güzellikte. Neredeyse senenin dokuz ayını kar - buz altında geçiren bir memleket, nasıl oluyorda bu kadar kısa zamanda bu kadar yeşile bürünebiliyor? Yol boyu soluduğunuz havanın etkisinde kalıyor, burnunuza gelen bin bir koku ile mest oluıyorsunuz. İnanın KOMŞUNUN TAVUĞU, KOMŞUYA KAZ GÖRÜNÜR misali bir durum değil anlattıklarım, inanılası bir şey değil. Bundan yıllar evvel televizyonlarda çizgi filmler vardı, HEİDİ, UÇAN KAZ MORTON, aynen bu dizilerin masalımsı diyarları gibi bir görüntü hakim. Vaktinizi sadece fotoğraf çekmeye vakfetseniz sanırım bu bölgelerden üç - beş aydan evvel işinizi bitiremezsiniz. Ben elden geldiğince resim almaya çalışıyorum, inşallah dönünce keyifle paylaşırız.
Saat oldukça geç oldu, yağmur şiddetini azaltmadan yağmaya devam ediyor ve AccuWeather didiş yönümüze doğru yağışın devam edeceğini söylüyor. Bu nedenle benim de uyumam gerekiyor, benden başka herkes çoktan uyudu. Gel de İlkay'ı arama, şimdi o burada olsa ben de uyuyor oludum, bu yazı, çizi işlerini o keyifle üstlenirdi. Hatta benim gibi beceriksiz olmaz buraya bir sürü de resim eklerdi :)... Yarın devam etmek dileği ile herkese iyi geceler.
Demek dönüş başladı. İyi yolculuklar !!! Neslihan YILDIRICI
YanıtlaSilAbi cok iyi gidiyorsunuz.. Bizim hayalimiz bu rotayı senle yapmaktı Oralarda daha görülecke çok şey var allahtan.. 2 haftalık sadce efiyord turur vr kafamda oradan da İskoçya'ya feribotla.. Hadi bakalım hevesle bekliyoruz sizleri. Dönüş yolunda da aynı disiplinle lütfen.. Sevgiler..
YanıtlaSil