26.06.2010 / Öğlen postasında yazdıklarıma akşam postası eklerini yapalım. Rena'da Ali Kardeşin lokantasında yenilen yemekten sonra tekrardan yola koyulduk. Tek farkla, bu sefer hava mükemmel. Dağ yollarında birbirinden güzel manzaralar ve nefis tabiat kokuları içinde keyifle Oslo yönüne ilerledik. Belki inanması zor ama sabah Trondheim'den yola çıkan bisikletçilerin büyük bir çoğunluğu neredeyse 500 km olan mesafeyi tamamlamış, hızla Oslo'ya doğru ilerliyorlardı. Bir müddet önümüzde yoğun bir trafik oluştu, Allah'tan daha sonra farklı bir yola saptılar da bizim yolumuz açıldı, onları takip etmeye kalsaydık her halde gece buraya varabilirdik.
GPS kullanmaya pek alışık olmadığım için sevgili Garmin'in bu gezide ne kadar çok işe yaradığını bizzat test etme fırsatını yakaladım. Maşallah nereyi sorsanız biliyor, cin gibi. Oslo'ya yaklaşırken daha önceden rezervasyon yaptırdığımız Park İnn Hotell'in adresini girdim, bizi doğruca otelimizin kapısına kadar getirdi. Oslo oldukça büyük ve karışık trafiği olan bir şehir, normal şartlarda elde adres aramaya kalksanız ulaşmanız çok zor olurdu. Neyse teknolojinin nimetlerinden yararlanıyoruz. Cihazımı yolculuğa hazırlayan, haritalarını güncelleyen, bana pratik kullanma bilgileri veren Sevgili Cengiz ERGÜDER abime buradan açık teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Buraların düzeninden, disiplininden, güzelliklerinde fazlasıyla söz ettim. Biraz da farklı bir konuya değinmek istiyorum. Daha önce de aklıma gelmişti ama fırsat bulup da yazamadım. Helsinki'ye geçmek üzere Rostock'a vardığımız gece bizimle beraber bekleyen az sayıda motorcu vardı. Bunlardan iki tanesi Finli arkadaşlardı ki bunlardan biri sağ olsun bize Oulu'ya kadar arkadaşlık etmişti. İki de Alman vardı, bunlardan biri henüz 30 yaşında bir kız, BMW F 650 GS ile, Rostock'a 800 km uzaklıkta olan Heidelberg'den geliyordu. Kısa sohbetimizde aslen Finli olduğunu, Almanya'da doğup büyüdüğünü, sadece bir yıldır motora bindiğin, bu bir yıl içinde 30 bin km yol yaptığını anlattı. Şimdi de atlamış motoruna, bir başına tek solukta buraya varmış ve Finlandiya'da yaşayan akrabalarını ziyarete gidiyormuş. İnsan bunları duyunca imreniyor ve neden bizde bunları yapan olmuyor diye ister isteme zdüşünüyor. Dahası o kadar güvenle seyahat ediyor ki, aklında en ufak bir endişe yok. Hatırlar mısınız bizim oralarda bisikleti ile seyahat eden İtalyan bir kızı hunharca öldürmüşlerdi. Dilerim bir gün bizim ülkemizde de kadın veya erkek ayırımı olmaksızın herkes güvenle seyahat eder, canının çektiği yere gider. Sevgili büyüğümüz Engin SEROZAN çok zorlu bir Doğu Anadolu turuna çıkıyor, MGYG gurubunda dolaşan yazıları göreseniz dudaklarınız uçuklar, Allah yolunu açık etsin.
Bir diğer entresan konu ise gemiye binecek olan diğer Alman vatandaşı. Bu Alman vatandaşın kişisel özelliklerinden evvel motorundan bahsedeyim. Kullandığı motor yanlış aklımda kalmadıysa 1994 model BMW 1100 GS. Motor 475 bin km'de. Evet yanlış duymadınız 475 BİN KM ve motor sanki dün satın alınmış gibi tertemiz ve bakımlı. Her tarafından sağlık fışkırıyor. Gelelim motorun kullanıcısına, yaklaşık 1.85 boylarında, bizlere taş çıkartacak kadar sağlıklı bir amca. Evet bunu da yanlış duymadınız bir AMCA ve tam 76 yaşında. O'da Frankfurt'tan geliyor, istikameti önce Nordkapp, oradan en kuzey yönünden Rusya'ya geçiyor, St. Petersburg, Moskova ve oradanda Estonya, Letonya, Polonya rotasını takip ederek Almanya'ya geri dönecekmiş. Şaka gibi değil mi? Ben bir başına kaç km yol yapacağını, hangi zorlu yol ve iklim koşullarını aşacağını inanın hesaplayamadım. Sohbet sırasında "Eşim motorla çok uzun yola gelmeyi sevmiyor, O'nunla daha kısa yollara gidiyorum, geçen sene Portekiz'e gitmiştik" dedi. Ben de gayrı ihtiyari "Eşiniz kaç yaşında" dedim, aldığım cevap şok olmama yetti; 73 dedi. Niye mi bunu anlattım, bir düşünün bizim 76 yaşında abilerimiz, 73 yaşında ablalarımız ne yapıyor. Çak az bir kısmı hariç, özür dileyerek söylüyorum hayatlarını tamamlamayı bekliyor. Burada insanlar bu yaşlarında da hayallerini gerçekleştirmek için her şeyi yapıyorlar. Şu Norveç yollarında araba kullanan insanların yaşlarını bir görseniz aklınız şaşar, vallahi bin yaşında varlar ve hala her işlerini kendileri görüyorlar. Biz ise 45 yaşında erkenden emekli olup, eh işte 20 yıl daha yaşasak neyimize yetmez teslimiyetciliği ile yaşlılığı bizzat davet ediyoruz. Burada insanlar 65 yaşına kadar fiilen çalışıyor ve ihtiyar olmaya vakit bulamıyorlar. Dün sabah buradan birisiyle sohbet ederken öğrendim, Norveç'in emeklilik fonlarında 400 Milyar EURO para yatıyormuş. Çok normal, adamların sistemi tüketmeye değil, üretmeye göre planlanmış. Bizde bir kişi çalışır, on kişi tüketir, ondan sonra da dertlenir dururuz. Yeri gelmişken bir kez daha Engin SEROZAN abime "Helal Olsun" diyorum, Allah sendeki yüreği, azmi bize de nasip etsin.
Yarın saat 14.00 de Color Line Ferry ile Oslo - Kiel yapacağız, yolculuğumuz 20 saat sürecek, bir nebze olsun dinlenme fırsatımız olacak. Ondan sonra seyahatimizin son etabı başlayacak. Almanya'ya vardıktan sonra ilk durağımız Prag olacak. Prag'da da bir gece kalmayı düşünüyoruz, bakalım neler olacak.
Evet bu akşamlık da bu kadar. Yarım gemide sağlam internet bulursam yazmaya devam ederim. Tüm okuyanlara sevgiler, selamlar.
Prag'a erken varıp hakkını verin bari. Beraber aksam yemegi yedigimiz meydana ugramadan gecmeyin.. Hadi bakalım yavas yavas yaklasıyorsunuz...
YanıtlaSilAytek bende sizi çok özledim artık dönüşe geçtiniz bu, hava şartları daha iyi olacak demek, üşümeden yolculuk yapacaksınız demektir..
YanıtlaSilSelocan ve seni çok öpüyorum Dr emin ve eşi aslı ya selam olsun... Neslihan
Aytekin bey günaydın,
YanıtlaSilÖyle güzel yazıyorsunuzki okurken sizinle beraberim zannediyorum, bizde sizi özledik dönüşünüzde iyi olsun salimen dönersiniz inşallah, saygıdeğer eşinize, arkadaşlarınıza selamlar iyi yolculuklar.
Faruk,
Sevgili Aytekin abi. Yanlış devirde dünyaya gelmişsin. Eğer "keşifler çağı"nda dünyaya gelseydin eminim bir "Marco Polo" bir "Macellan" veya bir "Kristof Kolomb" olabilirdin. Kimbilir belkide "Amerika" kıtası ismini senden alabiliridi. "Yıldırıcı" ismide, vahşi ve sert doğası dikkate alındığında Amerika kıtası için çok uygun olurdu aslında. Tahminim oki günümüz dünyasında ilk defa keşfedilecek herhalde pek fazla bir yer kalmamıştır. Ancak kişiler için her gittikleri yeni yer küçük de olsa yeni bir keşif sayılır. Belkide insan bu şekilde kendini de keşfeder. Uzun lafın kısası aslında keşfedilecek çok şey var. Sonuna kadar keşfe devam. Blogunu dikkatle takip ediyorum. Sizlere sağ sağlim eve dönüş temenni ederim. Döndüğünde, yediklerin ve içtiklerin senin olsun ama gezip gördüklerini bizzat senden dinlemek için sabırsızlanıyorum. Yolunuz açık olsun. Motorunuzun tekerine taş değmesin. Selamlar. Fatih Kazdal.
YanıtlaSilO zaman Bu Garmin bizim ne zaman olecegimizi de bilir Aytekin Bey :) Alman vatandasi ve yasina ragmen neler planladigini yazmissiniz, sizi de o yaslarda o turu yaparken dusunmek zor degil bence...Bu arada ben de bu yolda gidecegim, en basta kilo vererek baslayacagim ama su tatil de bir gecsin ondan sonra :))
YanıtlaSilisim yazmayi unutmusum bu arada, iyi yolculuklar kendinize iyi bakin
YanıtlaSilMesut
Ben anlamam. Donuste cilali bir slayt show isteriz. Artik Ciragan mi olur, Lutfi Kirdar mi bilemem...
YanıtlaSilCan