27 Haziran 2010 Pazar

Color Line Çok Konforluymuş!!





27.06.2010 / Bugün bizi Oslo'dan Kiel'e taşıyacak geminin saati 14.00 olduğu için kendimizi hiç de zorlamadan uyandık, kahvaltı ettikten sonra otelimize çok yakın mesafede olduğunu öğrendiğimiz limana yürüyerek gitmeye karar verdik. Sağa, sola bakınarak, bir taraftan da resim çekerek limana vardık. Büfenin birine "Color Line nereden kalkıyor" diye sorduk, aldığımız "3 km ileride" yanıtı aklımızı başımıza getirdi. Bu arada saate bir baktım ki, ne göreyim 11.25, yani bilet alıp, otele dönüp, çantaları kapatıp, motorları garajdan alıp, çantaları yükleyip, karma karışık Oslo şehir içi yollarından gemiye varmamıza topu topu 1 saat 35 dakika zamanımız kalmış, zira gemi en geç saat 13.00'e kadar check in kabul ediyormuş. Aldımı bizi bir telaş. Bir anda kafası kesilmiş de yerinden kopamamış horoz gibi ortalıkta dolanmaya başladık. Bu arada olası aksilikleri saysam halimize gülersiniz. Öncelikle Norveç sınırları içinde asla ama asla EURO veya başka bir para geçerli değil, biz de inat etik tek kuruşluk Kron almadık. Taksiye binelim desek cepte para yok. İşin bir diğer olumsuz yönü bugün pazar ve ortalıkta taksi de yok. Taksi olsa Türk işi bir çözüm buluruz belki. Neyse tam ümidi kesmek üzereyken bir taksi bulduk, şans bu ya taksi kredi kartı kabul ediyormuş. Kızları geldikleri en kestirme yoldan yürüyerek otele geri yolladık ki çantaları toplasınlar, otelden çıkışımızı halletsinler diye, biz de atladık taksiye doğruca Color Line için ayrılmış limana. Allah muhafaza yürümeye kalksaydık belki 13.00 de ancak varırdık, o kadar uzakmış o bahsedilen 3 km :)). Pakistan'lı şoförümüzle kanka oldum ki bizi yolda bırakmasın diye, oracıkta beklemesi için her türlü şirinliği yaptım, sağ olsun o da bize hemen uyum sağladı. Neyse gemide yer varmış, biletleri aldık, aynı telaş ile şoförümüz bizi otele getirdi, hayatımın en hızlı giyinmesini yaptım, kaskı kaptım doğruca otele 500 mt mesafedeki otoparka. Al sana bir sürpriz daha; Garaj kapalı. İçeriden bir başka Pakistan'lı otoparkı açtı, aldık motorları ama para ödeyecek yerler kapalı ve ödeme yapamıyoruz. Aldı mı bizi bir telaş, yaradana sığındık, bariyerin yanından zor bela geçtik ama önümüzde kapalı duran bir kapı var. O da ne, kapı otomatik açılıverdi, şans buna denir işte. Her yer tek yön, bir türlü otele gelemiyoruz, neyse ki bunu da başardık. Bu arada Pakistan'lı taksici kardeşimiz bizi otelde bekliyor, tekrardan rehperlik yapacak limana kadar. Son sürat çantaları yerleştirdik, kızları arabaya bindirdik ve en kestirme yoldan limana vardık ve Check in mahaline başarı ile vasıl olduk. İnanın o taksici olmasaydı biz limana yarım saatte varamazdık. O taksicinin ne kadar işe yaramış olduğunu burada kelimelerle anlatamam, Allah ondan razı olsun.
Gördüğünüz gibi en rahat olacağımız günde, içine düşmüş olduğumuz gereksiz rehavet neredeyse bir günümüzü boşu boşuna heder edecekti. Siz siz olun bu gibi durumlarda hep temkinli olun, işinizi son ana veya şansın yardımıza bırakmayın olur mu?
Avrupa seyahatlerinde zaman zaman gemilerle seyahat ettiğimiz oluyor ama şimdiye kadar gördüğüm en büyük gemi Color Line, tam 15 katlı yüzen otel gibi bir şey. İçinde türlü, çeşitli restoranlar, barlar, sinema salonları, TV odaları, her türlü ürünlerin satıldığı mağazalar, free shoplar, müzükli mekanlar ve daha niceleri var. İlgisi olanlar için söylememde fayda var son derece büyük bir de CASİNO var. Şu anda geminin 15. katındaki Observation Lounge'dayım. Güneş batmadığı için dışarıda pırıl, pırıl bir hava var. Deniz oldukça sakin ve gemimiz rotasında süzülüyor. Bu arada aklıma ne geldi biliyor musunuz? Kıyıda koskocaman gövdesi ile son derece azametli duran gemi Allah'ın uçsuz, bucaksız deryasında ne kadar küçük kalıyor...
Norveç yollarında seyahat ederken çok fazla Alman plakalı motor görmüştüm, şimdi bir çoğu bizimle beraber gemideler. Sanırım haftalık geziler için buraya geliyorlar. Tabii bir çoğu bizim gibi en kuzeye gitmek için değil de bu ülkenin en ilginç özelliği olan fiyordları dolaşmaya geliyorlar. Gerçekten görülmesi gereken yerler. Kara ile deniz birlikte öyle nefis bir dantel işlemişler ki insanın aklı almıyor. Bu güzelliklerin huzurla dolaşılması için, doğaya en ufak zarar vermeden inşa edilmiş yollar da bu gezilerin bir diğer güzelliği. Özellikle motor kullananlar sanırım virajlı yolların nasıl güvenle alınacağını burada öğrenirler.
Allah kısmet ederse gemi Kiel'e yarın sabah 10.00 da varacak. Bizim programa göre 614 km yol kat ederek Prag'a varmamız gerekiyor. Dr. Emin ve eşi daha önce burayı görmemişler, hem biraz etrafı dolaşmak, hem de üzerimizdeki yorgunluğu bir nebze olsun azaltmak için Prag'da extra bir gün daha kalmak istediler. Aklımda böyle bir şey yoktu ama gerçekten çok yorulduklarını düşündüğüm için onları kırmadım ve kalmayı kabul ettim. Bu işe Selcan da pek fazla sevindi. Aslında haksız da saylmazlar, 16 Haziran günü öğlen saatlerinde, Trieste'den başlayan yolculuğumuzun henüz 11. günündeyiz. Bugün yol yapmadığımıza göre saymayın, 28 saat de Rostock - Helsinki arası var, bunu da düştüğünüz zaman geriye topu topu 9 gün kalıyor ve biz bu 9 günde yaklaşık 5.700 km yol aldık. Çok kaba bir hesaplama ile günlük ortalamamız 633 km civarında. Bu hiç de küçümsenecek bir olay değil. Ben ve Emin dayanıyoruz da Selcan ve Aslı nasıl dayanıyorlar ve ses çıkartmıyorlar anlayabilmiş değilim. Bir ara söylenir gibi oldular "Açın maillerinize bakın, ben bu gezinin lay,lay, lom bir gezi olmadığını, uymak zorunda olacağımız tempoyu her defasında bildirdim" dedim de ortalık sakinleşti. Bugün de gemide dinlenme fırsatımız olacağı için Prag sonrası yeniden enerji depolamış olarak gezimizin, daha doğrusu maratonumuzun son etabının kalan kısımlarını rahatlıkla tamamlayacağımızı ümit ediyorum.
Prag'da konaklayacağımız için oradan da rahatlıkla yazma fırsatım mutlaka olacaktır. Bu durumda Kiel - Prag arası maceralarımızı ve Prag off day anılarını daha sonra paylaşmak dileği ile herkese iyi geceler, renkli rüyalar.

3 yorum:

  1. Yolcuclugun en sıradan ve sıkıcı bölümünü okuyacğaımı sanıyordum ama bu ne heyecan.. Yanınızd abenim gibi panik ve canıtez biri olsaydı yaşamazdınız bunları :-) Ama olsun unutamaycağnız bir gün geçirmiş oldunuz.

    11 gün inanılmaz. Benim "heryerin en güzelini görün" icerikli rotama uysaydınız Hamburg'a 16 günde varıyordunuz ;-)

    Herhalde en tempolu Nordkapp gezisi bu olmuştur..

    Prag'da dinlenme molası vermeniz cok iyi olmuş. Geziye iki kişilikli bir hava verecek. Biri allahın dağları tepeleri ıssızlıkları. Diğeri de tiyatro salonu atmosferinde bir şehir..

    Sizlere keyifli sürüşler.. Gemide iyi dinlenin..

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. O kadar güzel anlatıp yazıya döküyorsunki sanki bende bu yolculukta sizinle beraberim.Gemi seyahati esnasında dinlenmeniz iyi olacak ben bunları yazarken muhtemelen gemiden inmiş yada inmek üzere olacaksınız. İyi yolculuklar..Neslihan

    YanıtlaSil
  3. aytekin bey , sizin anlatımınızdan mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama motor sevdasına temkinli yaklaşan biri olarak ben bile böyle zorlu bir yolculuğa heveslenir oldum ( bu arada horoz benzetmesi ise süperdi). Size keyifli & kazasız yolculuklar diliyor yazılarınızın devamını bekliyoruz .
    sayg. mehmet soday

    YanıtlaSil

Midnight Sun

Midnight Sun