1 Temmuz 2010 Perşembe

Çok güzel bir Budapeşte sabahından merhaba



01.07.2010 / Dün yazı yazmadığımı farkındayım ama sakın ha yazmaktan sıkıldığımı falan sanmayın. Dün sabaha kadar olan biteni zaten anlatmıştım, bunun dışında 30 Haziran sabahı erken kalktık, amaç yaklaşık 550 km'lik Prag - Budapeşte yolunu hızla tüketip Budapeşte'yi dolaşma fırsatı elde etmekti. Plana da uyduk ama önümüzde hiçbir özelliği olmayan sıradan bir otoban var ve biz 32 derece sıcaklıkta öylece ilerliyoruz. Şu ana kadar ne yollar yaptığımızı takip ettiniz, bu kadar sıkıcı ve yorucu olanına denk gelmedik. Yolda Selcan'ın tansiyonu düştü, sık mola vermek zorunda kaldık. Hatta çok istememize rağmen, İlkay'ın sürekli hatırlatmalarına rağmen Estergon Kalesi'ne bile sapamadık. Neyse sorunsuz olarak hedefe vardık ve gözlerimiz açıldı. Aman Allah'ım bu nasıl bir yer, nereye bakacağımı şaşırdım. Hani Prag için açık hava müzesi demiştik ya, peki burası için ne denir? Boylu boyunca, bütün ihtişamı ile Tuna Nehri önümüzde akıyor. Nehir üzerinde inşa edilmiş köprüler, şehrin her iki yakası da bir başka güzel. Malumunuz Buda ve Peşte, iki ayrı şehir olarak nehrin iki yakasına yerleşmiş. Zamanla köprüler iki yakayı birleştirince şehrin adı da birleşmiş, çok da güzel olmuş. Buda tarafı Old City diye anılıyor. Tarihi yapıtların bir çoğu bu yakada. Sıkışık bir tarfikte otelimize doğru ilerledik. Sağolsun Dr. Emin'in İstanbul'daki seyahat acentası Peşte tarafında çok güzel bir otel ayarlamış bize, tam nehrin kıyısında, karşımızda birbirinden güzel tarihi yapı bize bakıyor. Nehrin her iki yanından da bakınca sıkılmıyorsunuz, adeta bizim boğaz gibi bir his uyandırıyor insanda. Gece bir başka güzel, caddeler, binalar ışıl, ışıl. Otele yerleştikten sonra hiç vakit kaybetmeden attık kendimizi sokaklara, etrafı kısa zamanda dolaşmaya, şehir hakkında bilgi edinmeye ve biraz da fotoğraf çekmeye koyulduk. Sonra da akşam yemeği ve tahmin edeceğiniz gibi pilimiz tükendi ve yatmaya gittik. İşte bu nedenle dün gece yazamadım ve bu sabaha bıraktım. Sabaha bırakınca da biraz özet geçtim size, bu müthiş şehir için inşallah bu akşam veya daha sonra mutlaka anlatacaklarım olacaktır.
Rotamızda ufak bir değişiklik daha yapıyoruz ve bugün için Bükreş olan rotamızı Sofya olarak değiştirdik. Önümüzde 765 km'lik bir yol var, sanırım bu yol da dünki gibi monoton olacak. Şu anda hava sıcaklığı 25 derece civarında, Bulgaristan ise 28 dereceymiş. Amacımız vakitlice ve sağlimen hedefe varmak olacak. Yarın da Sofya - İstanbul etabı ile gezimizi noktaşlamış olacağız inşallah.
Gezimiz tamamlandıktan sonra yazmadıklarımı, unuttuklarımı ve maceralarmızı yazmaya devam edeceğim. Şimdilik hoşçakalın.

4 yorum:

  1. Artik sonlara geldiniz, simdi yol bitmek bilmez...Bitirmek istediginizden ve surekli az kaldi demekten yol uzadikca uzar ama boylesine bir rotanin sonuna yaklasmak cok guzel olsa gerek...Resimler bile artik daha keyif verici nitelikte, sanirim gorsel anlamda daha keyifli zamanlardasiniz...tekrar iyi yolculuklar

    Mesut

    YanıtlaSil
  2. ne demeli bilmem ki :)))
    imrenmekten başka birşey gelmiyor elden şu an.
    ne yazık ki ofiste, klavye başında olmak heyecan vermiyor.
    ama sesini duymak , mesajları okumak güzel.
    keyfiniz bol olsun.
    ist.da en kısa zamanda görüşmek şart oldu artık.
    svg. ofis motorcusu:))

    YanıtlaSil
  3. Ben en beklenmeyenlerin yaşandığı bölümü olan bugünün hikayesini bekliyorum.. Hikayenin ana temasını biliyorum ama başrol oyuncusu anlatsın, ipucu vermeyeyim.. Ama abi kıs kıs güldüm, sizin sinirinizi düşündükçe :-) Hele senin kızın ama komik yorumların geldikçe..

    Hepinize sevigler.. Az kaldı hadi, bekliyoruz. Son gün veya son 2 gün!! Sakın acele yok..Yolculugun son % 10'u kuralını hatırlatın birbirinze!

    Bekliyoruz..

    YanıtlaSil
  4. super olmus.cok guzel allah bize de nasip etsin boyle geziler .elvis

    YanıtlaSil

Midnight Sun

Midnight Sun